Bugün bir hatıra defterini karaladım senin adına
Sayfaları karıştırdım, kırıştırdım, eskittim tüm yazılanları
Yazanları hatırlamadım
Senin adına baktım tüm yazılanlara
Sen de bakardın.
Çünkü senin, bizim için kurulmuş uzun bir cümlen olmadı hiç
Ve aynı çerçeveye sığmış gülüşlerimiz olmadı
Varsın olmasın
Şimdi hiçbir şey olmasan da bir teselli ol
Çünkü dudağının kenarından yırtıldı bana kalan fotoğraf
Bir acı, bir beyhude çelenk, bir yas, bir matem sofrası şimdi bu oturduğumuz
Durma öyle ne olur!
Kalktım bir çiçeği ezdim avucumda,
Sen de ez!
Kirlensin ellerin,
Çocuktu daha diyip kendimi avutayım
Çocuktu daha,
Haberi yoktu çiçek lekesinden diyeyim
Haberi yoktu bir kuş için uçmanın, ulaşmaktan daha kıymetli olduğundan, diyeyim
Bırak haberin yok sanayım
Şimdi bahçemden bir kırkayak geliyor sana doğru
Bekleme,
Belki de sana varmasına yıllar var
Haberin yok sanıyor o da
Bir bahçenin yangınından bahsediyor geçtiği topraklara
"Yakanla yananın aynı olmamasından" dem vuruyor
Oysa benim çoktandır haberim var o yangından,
Yakandan
Yanandan...
Çünkü geriye kalan kömürü ben soğutuyorum avuç içimde,
Ve inan bana, elmas olmana çağlar var!
Her şey içimde,
Bin dereden gelen o su, içimde
Bizi bize katan o değirmen içimde
İçimde, şimdi kimsesiz bir dağ canavarı...
Her şey içimde.
Oysa sen,
Geçirdiğimiz bütün kışları, yokuşları bir uykuda rüya sanabilirdin,
Hayra yorabilirdin.
Ve ben, sırf bu yüzden gücenemezdim sana
Oturur ustaca çekerdim acımı,
Çünkü ben tadılmamış bir sevincin acemisiyim
Sen benim eşitimsin.
Dengine rastlayan kalp tutup kaldırırmış düşeni,
Bırak taşıma artık yüreğini
Benim de haberim yokmuş çünkü,
Bu tutup kaldırdığım, kendimmiş meğer
Kimse çarpmadı bana
Ben öylece durdum
Zaman aktı kıyımdan köşemden
Milyon ihtimal perdesinden biri yırtılırdı seni severek geçirmeseydim ömrümü,
Sayfaları karıştırdım, kırıştırdım, eskittim tüm yazılanları
Yazanları hatırlamadım
Senin adına baktım tüm yazılanlara
Sen de bakardın.
Çünkü senin, bizim için kurulmuş uzun bir cümlen olmadı hiç
Ve aynı çerçeveye sığmış gülüşlerimiz olmadı
Varsın olmasın
Şimdi hiçbir şey olmasan da bir teselli ol
Çünkü dudağının kenarından yırtıldı bana kalan fotoğraf
Bir acı, bir beyhude çelenk, bir yas, bir matem sofrası şimdi bu oturduğumuz
Durma öyle ne olur!
Kalktım bir çiçeği ezdim avucumda,
Sen de ez!
Kirlensin ellerin,
Çocuktu daha diyip kendimi avutayım
Çocuktu daha,
Haberi yoktu çiçek lekesinden diyeyim
Haberi yoktu bir kuş için uçmanın, ulaşmaktan daha kıymetli olduğundan, diyeyim
Bırak haberin yok sanayım
Şimdi bahçemden bir kırkayak geliyor sana doğru
Bekleme,
Belki de sana varmasına yıllar var
Haberin yok sanıyor o da
Bir bahçenin yangınından bahsediyor geçtiği topraklara
"Yakanla yananın aynı olmamasından" dem vuruyor
Oysa benim çoktandır haberim var o yangından,
Yakandan
Yanandan...
Çünkü geriye kalan kömürü ben soğutuyorum avuç içimde,
Ve inan bana, elmas olmana çağlar var!
Her şey içimde,
Bin dereden gelen o su, içimde
Bizi bize katan o değirmen içimde
İçimde, şimdi kimsesiz bir dağ canavarı...
Her şey içimde.
Oysa sen,
Geçirdiğimiz bütün kışları, yokuşları bir uykuda rüya sanabilirdin,
Hayra yorabilirdin.
Ve ben, sırf bu yüzden gücenemezdim sana
Oturur ustaca çekerdim acımı,
Çünkü ben tadılmamış bir sevincin acemisiyim
Sen benim eşitimsin.
Dengine rastlayan kalp tutup kaldırırmış düşeni,
Bırak taşıma artık yüreğini
Benim de haberim yokmuş çünkü,
Bu tutup kaldırdığım, kendimmiş meğer
Kimse çarpmadı bana
Ben öylece durdum
Zaman aktı kıyımdan köşemden
Milyon ihtimal perdesinden biri yırtılırdı seni severek geçirmeseydim ömrümü,
Kendimi büyütürdüm bir düş yorgunluğunda
Belki iki hayal perdesi arasında oynanan bir oyunun son sahnesi olurdum,
Belki bize de yaz getirirdi soyguncu,
Belki çaldığı baharı bırakırdı bahçeme.
Kim bilir!
Şimdi çek denizini önümden sandalcı
Sabahın dördüne geliyor zaman
Bırakıyor kendinden öncekileri
Hayal yok şimdi, perde yok, oyun hiç oynanmadı
Söküklerini iğneyle tutturduğum bir paltom var,
Terzi arıyorum ona çoktandır
Saat dört olunca paltom aklıma geliyor nedense
Gitmek, aklıma hep o saate geldiğinden midir bilmem
Gidiyorum şimdi
Ölümün olmazsa olmazı nedir diye soracağım bir mezarlıkta
Ölmedim daha önce
Ama seni bir ip gibi boynumda taşıdım yıllarca,
Bu ölmek sayılır mı, soracağım
Bugün bir hatıra karaladım senin adına
Sayfaları karıştırdım, kırıştırdım, eskittim tüm yazılanları
Bugün bir hatıra karaladım senin adına,
Kıvırdım kenarını
Kaldığım yeri kaybetmiyim diye.
Belki iki hayal perdesi arasında oynanan bir oyunun son sahnesi olurdum,
Belki bize de yaz getirirdi soyguncu,
Belki çaldığı baharı bırakırdı bahçeme.
Kim bilir!
Şimdi çek denizini önümden sandalcı
Sabahın dördüne geliyor zaman
Bırakıyor kendinden öncekileri
Hayal yok şimdi, perde yok, oyun hiç oynanmadı
Söküklerini iğneyle tutturduğum bir paltom var,
Terzi arıyorum ona çoktandır
Saat dört olunca paltom aklıma geliyor nedense
Gitmek, aklıma hep o saate geldiğinden midir bilmem
Gidiyorum şimdi
Ölümün olmazsa olmazı nedir diye soracağım bir mezarlıkta
Ölmedim daha önce
Ama seni bir ip gibi boynumda taşıdım yıllarca,
Bu ölmek sayılır mı, soracağım
Bugün bir hatıra karaladım senin adına
Sayfaları karıştırdım, kırıştırdım, eskittim tüm yazılanları
Bugün bir hatıra karaladım senin adına,
Kıvırdım kenarını
Kaldığım yeri kaybetmiyim diye.
Bugün bi hatıra gibi sakladım kendimi, kendi adıma
Ve inan bana bulunmama çağlar var!
Ve inan bana bulunmama çağlar var!
https://youtu.be/CWHqdcBE1Ls?si=nGlzcyuvHbIIpcU2
~nîm
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder