28 Temmuz 2025 Pazartesi

KİM BİLİR?



Yüzüme güz geldi sen hala koynumdasın.
Ve, bu bir ihtilal demek diğer ihtilallerden habersiz.
Neden mutsuz ve bu kadar silahsız, diye soruyor devlerden biri.
Aklında hangi çarpıp çıktığın kapıya takılmış sürgü var.
Kim bilir kaç yağmur yemiş sırtındaki cepsiz ceket
Kaç kez eskimiş yüzün,
Kim bilir?

Yaşaman müthiş bir beceri istiyor bu dev istilasının ortasında
Bir dev çiçek sevmez, biliyorsun.
Seni bir orkidenin kucağında yetiştiren tanrı,
Çiçekleri elbette benden iyi bilir.
Ben de bilirim, güzel bir ölümün eteğinden sökülen iplerle silahıma çiçek işlemeyi.
En çokta kendimle savaştayken ve yaralarım açıkken üstelik!


Işığı gömülenlerin gölgelerini, güneşe arkasını dönenler bilir.
Sorulacak soruların varsa aynaya sor merak ettiklerini,
Bilirse o bilir yakılan fotoğraflarla, mektupların farkını.
Ve eski bir saman kağıdının, 
belkide yüzünün yarısının çıktığı bir fotoğrafı anlatmaya yetmeyeceğini.


Külden anlayanlar en çok yananlar sanırsınız değilll, yakanlardır.
Onlar da bilir hangi demir dağını hangi yangın eritir,
Şakağının ilerisindeki kaviste beni bekleyen, niye bitirmez bu buz çağını.
İsyana dur demek için mi bu isyanın,
Hangi raks çeşmesinden içtiğin yeşil yetiştirmiyor seni bahara,
Hangi bozulmuş yeminin tövbesi denk düşer günahına,
Bilirlerr kendi ölümümüze şahit tuttuğumuz o iki kişilik cinayeti,
Ve bir devri nasıl kapattığını
Henüz açılmamışken üstelik!

~nîm


(https://youtu.be/JEFQnKLg5eQ?si=qt-OcwxkrzwOnMLZ)


15 Temmuz 2025 Salı

SAY Kİ

13.04.2022

Say ki bir caddesin yolum üzerinde,
Çıkmazlarımın sonunu kolluyor haramiler.
Hepsi senden yana biliyorum.
Bir adın dahi yok!
Adını koymamışlar bir çiçeğin isminden.
Yeryüzünden adına müstesna harf topluyorlar, 
 Yakındır sana seslenişim!
Yakındır sevmek kadar zaman...
Ey sevda! Say ki öldüm bir kaldırım taşında,
Ve say ki bir tek sendendir ölü geçişlerim.
Senin görmediğin bir gün büyüyor dışarıda, görüyorum.
Ben büyütüyorum mavileri coşkun sulardan,
Ve say ki taşlarını ben diziyorum yolunun.
Kapatma gecenin rengini,
Koyu katma besteme,
Zemheri içme bir yabancının elinden..!
Bir yerlerde kuşlar uçmaktan vazgeçti diye ölmezsin sen.
Ya da ağlamazsın durduk yere bir bulutun orta yerinden.
Sana mendil olamam ben,
Islak benim ve yağmur benden...

Bilemem! ben neyim, sen kimdesin, kim nerede?
Say ki bir caddeyim yolun üzerinde,
Gün, ellerimde mavilerle gelse dönüp bakmazsın belkide.
En sevda! say ki yokmuşum ben
Seni, yüzünü bana dönen güneşten saydığım bahar hiç gelmemiş,
Say ki henüz açmamış taze çiçekler.
Duvarın soğukluğunu ısıtıyor bir çift göz.
Kapı baca kalakalmış öylece,
Say ki beklemek en çok duvarlarına zormuş hanenin.
Saksısına sığmayan çiçekler balkondan sarkıyormuş usul usul,
Emanet duruyor aitliği reddeden bir fotoğraftaki gülümsemen.

Say ki söylenmesi zor bir cümle kuruyorum içim gömütlüğünde,
Ve kulağına söylüyorum bana kalanları
Cümlemin sesi sana ulaşmadı diye ölmezsin sen.
Ya da görmezsin bir baharı benim gözümden,
Sana bir çift göz olamam ben,
Işık benim ve renk de benden.
Bahar benim cennetimdir desem, çiçeklerimi sevmezsin belkide.
Say ki mezarlar ölülerin ahengidir yeryüzünde
Ve say ki bir gün ölüyorum seninle.


Ansızın bir uzaklık yaklaşıyor seninle aramıza
Say ki gizli gizli beni sevmektesin yufka bir yürekten.
Ve say ki bazı şiirler büyütüyorum adına,
Sana uzanan bir yolu koşuyorum sürekli senden habersiz,
Yolumun aksine giden kuşlara aldırmıyorum.
Say ki bir caddesin sen yolum üzerinde,
Sonum çıkmazından geçiyor, yoruluyor dizlerim.
Say ki öpmek, iyileştirmektir bir nevi.
Ey sevda! say ki öptün kanayan dizlerimden.

~nîm

BEYHUDE

Şimdi bir dağ yük taşıyorum içimde, diyebilmek için, Taş yuvarlıyorum molozların arasından içime Günde üç kere sana seslenmemek...