18 Mayıs 2025 Pazar

BELKİ BAŞKA BIR MEMLEKETTE


17.09.2021

Ben, dilinden kan damlayan bir güvercin...
Önce adımlarımı toparladım
ıssız bir yolun soğukluğunu kolladım kollarımda,
Ayak izim kadar yalnızlık saydım yol boyunca
Kanadından vurulan bir kuşun özgürlüğünden bahsedilemez hiç-bir memlekette.
Oysa ayağımdan vurulsaydım bu kadar yol saymazdım bir türlü sığamadığım.

Cesaret aradım geride bıraktığım tüfekli, sapanlı sığınağımdan,
Vurulduğum yeri kendi sapanımdan kolladım.
Önümdeki yoldan heves bekledim,
Adımlarım körleşti, kanatlarım gevşedi, kondum bir uçurumun gökyüzüne.
Mavi, uğultulu bir tanrının beyazla katılmış berrak kağıdı.
Sabaha kadar, nöbetimi tutmaya yürekli bir ağacın dalını aradım,
Bulamadım.

Tüm ağaçlar yaralı;
Gövdesi yaralı, dalları yaralı, yaprakları yaralı
Yaraları kabuk tutmuş ölüler mezarlığı...
Artık hiç bir kuş sığınamıyor bir ağacın dalına yahut  yaprağının altına,
Ağaçlarda sığınacak bir gölge arıyor artık,
yahut bir tenha.
Toprağını alıp geliyor artık yükünü taşıyamayan,
Seni, yapraklarının karıştığı toprağımdan tanıdım.

Belki başka bir memlekette!
Selam versem sana,
Yalnızca bir baş selamı, dilinden kan damlayan güvercinin..
Bu memleket saklamaz ikimizi, benim yolum dar.
Sen suları, aktığı yatağın yolundan tanırsın..
Hatırlar mısın beni de, su içtiğim bir kaynağın bulanık suyundan.

Konuşulamayanların beyhudeliğinden dilim ağırıyor,
Matemli bir bakışın telleri titriyor artık sesimde,
Soran olmaz belki ama, sorarlarsa yoluna denk düşen yolumu,
Bir görümlük yol ağzında, birbirine rastlayan yara izlerimizi.
Sorarlarsa sende beni, bende seni..
Görmedim, dersin Su Ağacı.
Ben burda kimseyi görmedim..
Kimse değildi gördüğüm,
Kimseden değildi, dersin..!

Kervanımı bir hayduta emanet edip geldim.
Vakit geç, gidiyorum.
Vazgeçtim saklanmaktan,
Ağzımda kan tadı, zehirlendim önüme konulanlardan.
Dilim kanıyor artık..
Konuşamıyorum..

~nîmnigâh

BEYHUDE

Şimdi bir dağ yük taşıyorum içimde, diyebilmek için, Taş yuvarlıyorum molozların arasından içime Günde üç kere sana seslenmemek...