15 Haziran 2025 Pazar

İÇİM EL VERMİYOR İÇİNE


12.12.2021

Bir kaplumbağanın derisinde büyüyor zaman, 
Yaşı geçkin fotoğraflar arasında gel gitler kuruyor,
Birbirine bağlıyor zaten hiç kopmayacak olanı,
Bırakıp gideni tutup çevirmiyor.
Lahzada bir alay başlıyor, en kavruk gülümsemelerin gergefine işleniyor usul usul.
Bir kadın tütsüleniyor, elekten geçiyor gözünden akanlar.
Koca koca taşlar birikiyor, ufalananların haricinde.

Bilinmeyen tüm sırlar senin kulağına geliyor ilkin,
Doğan bütün çocuklar müstesna oluyor adına.
Memnun oldum diyor, memnun olmayanlar.
Hiç sevmeyenler en çok seven oluyor birden.
En çok, yüzü gülenlerin aşına acı çalınıyor,
Rayihasını sofranın dışına taşırıyor zehir zemberek.

Daha önce hiç resim çizmemiş,
Yeryüzünde herhangi bir şiirde bile senden bahsetmemiş,
Hop oturup hop kalkan hiçbir gencin yüreğinden geçenleri bile yazmaya yetişememiş bir kalem oluyorum,
Boyumu aşıyor bazı sevdalar, diyip susuyorum..
İçim, el vermiyor içine,
Bir söğüdün gövdesindeyim henüz, biliyorum.
Zamanla sivriliyorum ben.
Kurşun oluyorum,
Omurgandan dönüşüyorum,
Kendimle dövüşüyorum..
Sen ise öylece durup, sadece izliyorsun senaryosu hazin bir harman yatağından çıkmış bu talihimi.
Acıyorsun belli..
Suçluyorsun..
Bir parmağın hep beni gösteriyor konuşurken.
Akrep in yelkovan yönündeki akışını izliyoruz beraber.
Bilmediğin şeyleri, bildiğimi söylüyorum kulağına..

Mevsimleri bilmiyorsun mesela,
Bir inkardır tutturuyorsun baştan başa,
Oysa kıştan kışa su verdiğin çiçekler, baharda açmaz bilmiyorsun..
Sonra,
Beni sevmeyi bilmiyorsun.
Kaşların çatık, bütün sevdiklerinden bahsediyorsun uzun uzadıya,
Bütün fedakarlıklarından, zorunluluklarından, sorumluluklarından..
Sevmeyi bildiğini, başkalarına karşı hissettiklerinle anlatmaya çalışıyorsun.
Anlattıkça rahatlıyorsun,
Kendi kendini ikna ediyorsun yavaşça.
O an başkalarını sevmeye başlıyorsun birden ama beni sevmiyorsun hâlâ.

~nîm

SU AĞACI

06.09.2021

"Ben gölde bir kuğu,

Kuğunun içinde su.."

Bütün tezatlıklarını koruyorum kendi tarafımda.
Korların içinde su ağacı büyütüyorum.
Eksik yollarını tamamlıyorum dağ, bayır.
Yine gidersin diye uzaklara yol yapıyorum.
Yokuş çıkan bir dervişe rastlıyorum,
Seni soruyorum, belki görmüştür yoluna denk düşen yolumu,
Ben yolunu bulamıyorum..
Ayağının tozunu görmüştür belki bir çakıl taşının sırtında,
Rastladığım insanları tanımıyorum, uzak düşüyor adımlarım kendi meskenime.
Tanıdıklarıma bir daha rastlamıyorum.


Görmüyorum uzaklarda adına dikilmiş ekin,
Oysa ben bütün bahçeleri sana büyütüyorum.
Esen rüzgarı başaklarına düşman görüyorum.
Ulaşılması zor bir yolu mesken edinmişsin biliyorum,
Ulaşamıyorum solunun yoluna.
Zımparalıyorum beni taşladığın taşların sivriliğini
Ufak ufak büyütüyorum seni, eksik tamamlıyorum fazlalığımdan.
İstisna tutmuyorum dikenlerini, seni gülden sayıyorum.
Gitmişsen, dönmek var biliyorum
Gelirsen açık kapım, yoluna bakan pencerem temiz.
Tut ki geldin kış kıyamet dışarısı,
Hanemin dumanını ciğerimde saklıyorum.
Hazırlığı tamam kollarımın, bekliyorum.


Bir hayalle öğrendim sarılmayı,
Kazançlı çıkıyor çocukluğum bir lolipop paketinden,
Gitmedi, gitse de gelir diyen çocuksu saflığım.
İyiye yorulmuş bir yaşanmışlığım var,
Ve çocuk kalmış yaşlanmışlığım...


~nîm

BEYHUDE

Şimdi bir dağ yük taşıyorum içimde, diyebilmek için, Taş yuvarlıyorum molozların arasından içime Günde üç kere sana seslenmemek...